Tasarımla ilgili her zaman ortak payda da buluşulan nokta “göreceli” olduğu yönündedir. Biz ise kendimizi, aracın tasarım pastasında beğenenler kısmına yazdırmak istiyoruz. Dünya Ralli Şampiyonası‘na da oldukça başarılı şekilde aktarılan bu yeni yüzün, özellikle ince formlu ışıklandırma grubu dışarıdan bakan tüm gözler tarafından dikkat çekiyor. Arka tarafında öne göre daha sakin bir karakter ortaya koyan yeni C3’ün, ateşli bir hatchback projesi için modifiyeye oldukça açık olduğu tüyosunu da verelim. 3.996 milimetrelik uzunluğu ve 1.490 milimetre yüksekliği bulunan araç uzunluk olarak rakiplerinden geri planda olsa da yüksekliğiyle ortalamanın üst sıralarında yer alıyor. Zaten C3’e dışarıdan baktığınız zaman lastiklerin yapısı ve tamponlar da işin içerisine girdiği zaman hafif bir crossover havasının olduğunu hissedebiliyorsunuz. Ebatlardan bahsetmişken araçta 300 litrelik bir bagaj hacmi sunulduğunu ve bunun sınıf standartlarında olduğunu söylemekte fayda var. Yükleme genişliği konusunda sorun yaratmayan bu bölüm, derin yapısından ötürü aşırı ağır yüklerin yüklenmesi konusunda biraz sorun yaşatabilir. C3’ün dış bölümüyle ilgili altı çizilmesi gereken diğer nokta kişiselleştirilebilirlik. Birçok zevke göre çift renkli gövde seçeneği ve üç farklı tavan rengi alternatifi sunan araçta, 9 farklı gövde rengiyle birlikte 36 farklı kombinasyon bulunuyor. Bu kombinasyonlara dahil olan Airbump da basit düşünülmüş ama oldukça kullanışlı çözümlerden birisi C3’te. Sistemin, özellikle park sırasında fark etmediğiniz ve aracın kapılarına ciddi zarar verebilecek kaldırım taşlarına karşı görevini başarılı şekilde yerine getirdiğiniz söyleyebiliriz.
Citroen C3’ün kapılarını açıp içeriye girdiğinizde oluşacak his ile bir spor otomobilin içerisine oturduğunuz andaki his aynı olacak. “Bir dakika nasıl yani? Ee, bu bildiğimiz B sınıfı bir otomobil” diye düşünebilirsiniz. Aslında evet, bu konuda kesinlikle haklısınız lakin burada yapmaya çalıştığımız benzetmenin ilk andan itibaren farklılığını hissettiren koltuklardan ötürü verdiğimizi artık söyleyebiliriz. Nasıl ki performans odaklı bir otomobilin içerisine girdiğimiz ilk andan itibaren bizleri karşılayan koltuklar kendisini fark ettiriyorsa, bu otomobilde kullanılan koltuklarda da böyle karakteristik bir çekim var. Tabi ki buradaki karakteristik farkı oluşturan nokta konfor üzerine. C3’te oldukça konforlu bir sürüşe olanak sağlayan bu koltukların aslında fırtına öncesi sessizlik olduğunu geçtiğimiz ekim ayında tanıtımı yapılan 2018 C4 Cactus ile anladık. C4 Cactus’ü dünyanın en konforlu koltukları ile birlikte tanıtan markanın bu noktaya ne kadar mesai harcadığı net bir şekilde anlaşılıyor aslında. Bu da yazımızın başında bahsettiğimiz “farklı noktalardan yakalama” felsefesinin uygulandığı bölümlerden birisi.